Sayfalar

20 Ocak 2010 Çarşamba

HASTA YATAĞINDA KÜRK MANTOLU MADONNA:)

Benim kilometrelerce uzakta bir arkadaşım var. Hergün yazışmassak içlerimizin rahat etmediği.
Bir sıkıntısı olsa, benim de sıkıldığım.
Neşeli olduğu anlarda benimde neşeme neşe katılan.
İnce ruhlu, sevecen ve güzel kalpli.
Geçtiğimiz günlerde küçük bir operasyon geçirdim.
Bu operasyondan bir kaç gün önce kargo ile bana gelen bir paketten işte bu güzel kitap çıktı.
Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sı.
Operasyon'dan sonra bir süre yatak istirahati yapacağımı bilen arkadaşım Fatoş bana bu kitabı gönderdi.
Bu yüzden bu fotoğraf pijamalı bir okur tarafından çekildi:)



6 Ocak 2010 Çarşamba

ROMANTİK ZUZUM VE ÇİĞDEM

Çok güzel bir arkadaşım var benim. Hem yüzü hem kalbi güzel.
Geceleri yatmadan iyi geceler dilekleri yazan sms'ler yollayan, sabahları güzel günaydın dilekleri.
Bahsetmiştim Feriköy'de bir pazar etkinliğine katıldığımı.
Havanın soğukluğuna rağmen hem açılış haftasında hem de yılbaşından önceki hafta gelip beni tezgahımda ziyaret etti.
Bana hem çiçek hem de güzel, sevimli bir not tutacağı getirerek bu yılbaşının ilk hediyesini vermiş oldu.
Çok şeker çok romantik bir zuzu:)
Elinde bir buket çiçekle aşkının önünde diz çöken bir zuzu:)
Hediyeleşmeyi çok severim ben; aileme, eşime, sevdiklerime, arkadaşlarıma hediye almayı, onlardan hediye almayı çok severim.
Hediyeleşmenin insan ilişkilerinde çok olumlu etkisi olduğunu düşünüyorum çünkü.
Benim ürünlerimden alışveriş yapmış tanımadığım bir müşterime de hediye yollamayı severim, bazen canının sıkkın olduğunu düşündüğüm uzaktaki bir arkadaşıma da...
Bazen hiç beklemediğim anda bana da bir hediye gelir; hediye almak hatırlanmanın çoğu zaman da sevginin işaretidir bana göre.
Hediye vermek de hatırlanma beklentisinin işaretidir bence, bu nedenle bana gelen hediyelere çok değer veririm, el üstünde ve hep göz önünde tutarım.
Kıymet bilirim, ''amaaan beee ne kadar eskidi, modası geçti, mazide kaldı'' demem, yıllarca saklarım.
Çiçek gibi, yiyecek gibi bozulacak bir şeyse gelir gelmez fotoğraflarım, arşivimde saklarım:)
İlkokulda yapılan yılbaşı çekilişinde gelen hediyeyi de saklarım, karne hediyelerimi de, eski arkadaşlardan gelenleri de saklarım, yanıbaşımdakilerden de...
Benden giden hediyelerin de kıymeti bilinsin isterim, kullanılsın, saklansın, sevilsin...
Velhasılı kelam severim hediyeleri, vereni, aldığımı, buna değer bulanı ve bulduğumu...
İşte beni hediye vermeye değer bulan güzel arkadaşım Çiğdem ve güzel romantik zuzum:)



Bu da zuzumun nasıl diz çöktüğünü görmeniz için yandan fotoğraflanmış hali:)


31 Aralık 2009 Perşembe

GÜZEL TASARIMLAR

Geçenlerde bir arkadaşım benim Feriköy'de Bir Pazar etkinliğinde açtığım standın fotoğraflarına bakınca ''Allah aşkına taa oraya gitmeye değer mi? Seni kurtarıyor mu bari?'' diye sordu. Ben takı tasarımına maddi bir beklenti ile başlamadım ki; hep söylerim.
Ne bu iş üzerine bir atelye kurmak, ne marka olmak ne de bu işten zengin olmak gibi bir beklentim yok.
Tasarımlarımı güzel insanlar kullanırken göreyim, tasarımlarımı kullanmak onlara mutluluk versin ve belki bazen bana mutluluklarını ifade etsinler bu bana yetiyor.
Bunun dışında tabiki satılırsa memnun oluyorum, hayır yanlış anlaşılmasın; para kazandığım için değil, emeklerimin kıymeti anlaşıldığı için.
Çevremde de bu amaçla takı ve aksesuar tasarlayan insanlar oldukça bundan memnun oluyorum.
Ben yapı olarak gereksiz hırslara sahip insanları sevmiyorum. Ortaya çıkardığınız bir ürünün satılması sizin kısmetinizde varsa evinizde camekan ardında saklasanız bile alıcı bulacağını, yok eğer satılmayacak ise bağıra çağıra müşteri arasanız da satılmayacağını düşünüyorum.
Bu nedenle bu alandaki kimseyle rekabet içine girmiyor, kendimi bu tip hırslardan ve huzursuzluklardan uzak tutuyorum.
Yaklaşık 6 yıl önce bu işe başladığımda amacım; zevk almaktı, hala öyle.
Zevk alabilmek için de çevremde benim gibi hırsları olmayan ve bu işi sadece zevk almak için yapan insanlar olsun istiyorum.
Ülay Hanım da bu insanlardan biri. Kendisi emekli öğretmen.
Ama elinden gelmeye iş yok maşallah; dikişten de anlıyor, nakıştan da, örgüden de, takı tasarımından da...
Öyle güzel tasarımları var ki mutlaka görmelisiniz.
Hele son günlerde tasarladığı taçlar ve şapkalar nasıl güzeller anlatamam.
Ticari bir kaygı ile tasarım yapmadığı için en güzel en özgün malzemeleri buluyor ve ortaya çok çok güzel tasarımlar çıkarıyor.
Yakında bir pasajı olacak ve ben size buradan kendisinin pasajını da duyuracağım.
Şimdilik merakta kalmayın diye size kendisinin son tasarladığı şapkalardan bir kaçını paylaşıyorum.
Ellerinize sağlık tekrar Ülay Hanım, başınızda iken fotoğraflamadığıma çok pişman oldum:)





29 Aralık 2009 Salı

GELSİN KAPLAMA BONCUKLAR

Ne çok kaplama boncuk geldi bana değil mi son günlerde hediye olarak:) Takı tasarımlarımda kaplama boncuk kullanmayı sevdiğimi bilen arkadaşlarım bana boncuk kaplamaya, kapladıkları bocnukları yollamaya devam ediyorlar.
Bu boncuklar da arkadaşım Ayderen'den geldi.
Sağ olsun O da üşenmemiş ve bana bu cıvıl cıvıl renkli boncukları kaplamış.
Kısa zamanda yeni tasarımlarda kullanacağım bu boncukların fotoğrafını sizlerle paylaşmak istedim.


24 Aralık 2009 Perşembe

HEDİYE BONCUKLARIMDAN BİR BAŞKA KOLYE

Ayla benim Gülay Takı Forumdan tanıdığım bir başka arkadaşım.Kendisi Ankara'da yaşıyor bu nedenle sık sık buluşmamız mümkün olmuyor.
Ancak sık sık mailleşiyor, bilgilerimizi paylaşıyor, dertlerşiyor, telefonla konuşuyoruz.
Takı tasarımında iddialı olsam da tığ işlerini pek beceremem.
Geçtiğimiz günlerde Oya Abla'dan gelen kaplama boncuklarımı ve onlarla yaptığım kolyeyi sizlerle paylaşmıştım.
Bu kolyede kullanılan fuşya renkli kaplama boncukları da bana arkadaşım Ayla hediye etti.
Ben de o güzel boncukları bu güzel kolye tasarımında kullandım.
Bu kolye de hemen satıldı.
Ellerine sağlık Ayla'cım.
Ayla hem takı yapım tekniklerini çok iyi bilen, eli çok becerikli, kendisi çok titiz olan ve içine sinmeyen hiç bir takıya oldu, bitti gözüyle bakmayan bir tasarımcı hem de cam boncuk yapımı konusunda çok başarılı.
Yakında yaptığı takıları kendi blogunda ve pasaj.com'da görücüye çıkaracak, o zaman sizinle kendisine ulaşabileceğiniz bağlantıları paylaşacağım.

İşte kolyem, bakalım beğenecek misiniz?



Yukarıda yazdığım gibi bu kolye satıldı, ama bunu beğenip diğer tasarımlarıma da bir göz atmak ya da satın almak isterseniz tasarımlarıma buradan ulaşabilirsiniz.

3 Aralık 2009 Perşembe

SEMAZENLİ CAM KOLYEM

Bir Konya'lı olarak Mevleviliğe ilgim çok.
Bu nedenle bu yıl Blacktea Markası ile satışa sunduğum takılarım arasına MEVLANA VE DERVİŞLER KOLEKSİYONU'mu da katmıştım.

Bu ilgim nedeniyle internette sürekli Mevlevilik temalı takıları araştırıyorum.
Bu araştırmalarım sırasında Kathre'ye rastladım.
Berna Terziahmetoğlu Demiryol, birbirinden güzel cam takılara imza atıyor.
Hemen maille irtibata geçerek ''Rumi'' adlı kolyesinden istedim.
Benim kolyemdeki semazenin Berna Hanım'ın koleksiyonundaki Rumi'den bir küçük farkı var; o da üzerinde swarovski taşı.
Şıklık katacağını düşündüğüm için cama şekil verirken bu swarovski taşı eklemesini rica ettim.
Kendisi de tam da hayal ettiğim gibi bir semazen yapıp bana gönderdi.
Ben kolyeyi bana zincirsiz olarak göndermesin istedim ve kolyeye altın rengi titanyumdan bu kordonu yaptım.

Eğer siz de benzer güzellikte bir kolyeye sahip olmak isterseniz koleksiyona buradan ulaşabilirsiniz.

MELEKLİ KOLYEM

Facebookta görür görmez vuruldum bu kolyeye.Hemen almalıyım dedim.
Özel mesaj gönderdim Gaye Hanım'a; ''Ben de bir tane istiyorum'' diye
''Kırmızı elbiselisi de var istersen'' diye cevap yazdı.
Bir kaç gün sonra gidip atölyesinden aldım ve hemen o gün taktım.
Taktığım ilk andan beri gözler kolyemin üzerinde.
''aaa ne güzelmiş kolyeniz'' diyorlar
''surata bak ne şirin'' diyorlar
Bazıları hiç bir şey demeden kıskanç kıskanç süzüyor kolyemi.
Ben takmaya da bakmaya da bayılıyorum.
Siz de almak isterseniz Gaye Döşer'e buradan ulaşabilirsiniz.